Open Playground, güncel sanat ile genel olarak "oynamak" kavramı arasındaki ilişkiyi analiz ediyor. Kavramsal ve psikolojik bağlantılarının yanı sıra biçimsel ve fizyolojik bağlantılarını da araştırıyor. Sergideki sanatçılar, farklı stratejiler ve araçlar kullanarak, sanatın bir oyun haline geldiği ve oynamanın sanat haline geldiği yapıtlar yaratıyor.
Oynamak, yaşıyor olmanın temel niteliklerinden biridir. Yaşamı sürdüren motorun en önemli aksamlarından biri olarak, hareketle, değişimle, iletişimle ve ütopyanın yaratılmasıyla ilgilidir. Sayesinde yaşamı keşfettiğimiz, deneyimlediğimiz ve yaşam hakkında bir şeyler öğrendiğimiz toplumsal bir faaliyettir. Her oyun katılımcıları arasında kişilerarası bir ilişkiye dayanır. Bu da oyunu, sosyalleşmenin önemli bir ögesi kılar. Oyun çoğu kez toplumun somut durumlarıyla bağlantılıdır ve bir gerçeklik modeli olarak işlev görür.
Bir oyun oynarken; yaratmayı, hayal etmeyi, tepki göstermeyi ve etkileşime girmeyi, iletişim kurmayı, öncülük etmeyi ve takip etmeyi, kavga vermeyi, mücadele etmeyi, kazanmayı ve kaybetmeyi, reddetmeyi, müzakere etmeyi, düşmeyi ve tekrar kalkmayı öğrenirsiniz. Eğer kendi kendinize oynarsanız; egonuzu ve benliğinizi birlikte veya birbirlerine karşı oynayan pek çok şizofrenik varyasyona bölerek, kendinizi başka bir açıdan keşfedersiniz. Bu nedenle oyun sırasında katılımcı kendini kaybeder, somut gerçekliği başka bir gerçekliğe dahil olmak adına terk eder. Oyunda, her şey mümkündür. Her oyun alanı, sayısız rüya ve illüzyon imk¢nıyla doludur. Bu nedenle, ütopya, bir oyun alanının kumu üzerine kurulmuştur. Büyüklü küçüklü her çocuğun zihninin köşelerine saklanmış bir rüyadır ütopya. Orada, değişen toplumumuzun fiziksel, ekonomik, toplumsal ve kültürel sınırlarının geçirgen olduğu başka bir dünya mümkündür.
Oynamak, oyuncuyu "Akış" denilen farklı bir hale sokar (Mihaly Csikszentmihalyi). "Akış" halindeyken; konsantrasyonunuz, enerjiniz ve yaratıcılığınız yüksek bir seviyedeyken; yeri ve zamanı unutursunuz. Bu hal oyunlar sırasında ve yapmaktan hoşlandığınız tüm diğer faaliyetlerde gözlenebilir. Bedeninizin, zihninizin ve ruhunuzun hareketiyle bir olduğunuz andır. Bu hal, her bilimsel veya sanatsal eserin parçasıdır. Genel öğrenme süreci ve keşfetme amacı, oyunda bir araya gelen insan içgüdüleridir. Bu nedenle sanatçılar ve bilim insanları oynarlar! Özellikle etraflı düşünenlerin gözleri, küçük bir çocuğun gözleri gibi açık ve keskin görüşlü olmalıdır. Bununla beraber, bu çocukluk haline ileride yeniden girmek zorlu bir hedeftir. Tekrar bir çocuk gibi boyayabilmek örneğin Picasso'nun bütün ömrünü almıştır. Dahası yaşamın normal halinin ötesine bakabilmek, ve onun görece ve geçici gerçekliğini sorgulamak için oynayabilmek gerekir.
Open Playground, güncel sanatta oynamanın farklı yüzlerini inceliyor. Siemens Sanat'taki sanatçılar; oyunun içinde yaşadığımız hayatın hayali alternatifi ve ütopyası, aynı zamanda da düşünümü ve analizi olduğunu gösteriyorlar. Sergi, oynamayı bir gerçeklik yaratma davranışı olarak sunuyor, ki bu da sanatın toplumdaki en temel işlevlerinden biridir. Bu bağlamda güncel sanat, bizim parçalı, çoğulcu ve heterojen gerçekliklerimizin yapı bozumuna uğratılması ve yeniden yapılandırılmasının bitimsiz sürecinin bir oyunudur. Cevap vermekten çok, sorular sormakla ilgilidir. Günümüz sanatında politik ve toplumsal bağlantılı boyutların yanı sıra mizah, ironi ve eğlence de önemli bir rol oynar; ve sanat, sanatsal ifadelerin bir oyunu haline gelir.