Toksik yönetici sendromu
İşten ayrılma, özgüven kaybı, yeni iş bulamama korkusu, tükenmişlik hissi, performans düşüklüğü, stres ve depresyon, çatışma ve saldırgan davranışlar... Bunlar iş dünyasında son yıllarda çok tartışılan bir kavram olan 'psikolojik şiddet'in (mobbing) sonuçları. Şimdi iş hayatında mutluluğu engelleyen konuları ifade etmeye yarayan kavramlara bir yenisi daha eklendi: Toksik yöneticiler. Bu kişilerin çevreye zehir saçma yöntemleri ise aslında çok tanıdık: Aşırı kıskançlık, iğneleyici sözler, üstünlük vurgusu, öfkelenmek, çalışanları rencide etmek, aşırı denetim, ağır iş yükü, formal iş ilişkileri...
İşyerinde üstlerin astlara, astların üstlere ya da astların birbirlerine uyguladığı psikolojik şiddetin aslında bir suç olduğu son yılların en çok gündeme gelen konularından biri. Gelişmiş ülkelerde "mobbing" başlığı altında toplanan ve uygulayıcılarına ağır cezalar getiren psikolojik şiddet, Türkiye'de de yavaş yavaş hukuk forumlarında tartışılıyor. Şiddet uygulayanlara ne tür cezalar verilebileceği konusunda görüşler ortaya atılıyor. Kamu görevlilerinin ve yöneticilerinin gerçekleştirdiği ileri sürülen mobbing'in "manevi işkence", özel sektör çalışan ve yöneticilerinin gerçekleştirdiği ileri sürülen mobbing'in ise, "eziyet suçu" kapsamında ceza alabileceği belirtiliyor. Tabii işini kaybetmeyi ya da yıllarca sürecek davaları göze alan kahramanlar ortaya çıkarsa.
İşkence ve eziyet "içerikleri gereği" son derece ağır kelimeler. Bunlara maruz kalmak ya da maruz kaldığı halde farkına varamamak ise son derece acı... İşkence ve eziyeti ortaya çıkaran nedenler hiyerarşik yapı, iletişim zayıflığı, suçlu arama, takım çalışması azlığı, ilgi ve ihtiyaçların ihmal edilmesi, bencil kişilikler, kapalı kapı politikası, çatışma çözme yetersizliği, güvensizlik, sürekli eğitime önem vermeme, kıskançlık ve empati eksikliği olarak sıralanıyor. Peki ya sonuçlar? Onlar da birbirinden sevimsiz kelimelerle tanımlı: İşten ayrılma, özgüven kaybı, yeni iş bulamama korkusu, tükenmişlik hissi, performans düşüklüğü, stres ve depresyon, çatışma ve saldırgan davranışlar...
Türkiye'de ve dünyada personel yönetiminden insan kaynaklarına geçişin en büyük faydalarından biri çalışanlara "personel" değil de "bedeniyle ve ruhuyla var olan değerli varlık; insan" gözüyle bakılması oldu. Çalışan memnuniyeti, müşteri memnuniyeti kadar önem kazandı. Yoğun rekabette nitelikli insan bulmak samanlıkta iğne bulmaktan daha zor hale gelince yan haklar kullanıma sokuldu. Araba, telefon, spor salonu, kurslar, tatiller, ödüller ücret paketlerinin ve performans sisteminin ayrılmaz parçası haline geldi. Bugün eskiye nazaran çok daha fazla şirket "En değerli kaynağımız insan" klişesini dile getiriyor. Peki 'sözde' dile getirilenler 'özde' ne kadar uygulanıyor? Neden mobbing bu kadar gündeme geliyor, kavram hakkında bu kadar çok makale, kitap yazılıyor?
İnternet sayesinde her türlü bilginin 'anında' paylaşılması, yayılması, insanların daha çok özgürleşmesi iş hayatına bir nevi özdenetim getirdi. Sınır, zaman, mekan kavramı ortadan kalktığı için artık değil iki kişinin, bir kişinin bile bildiği sır değil. Yani çocuk çalıştıran, sağlığa zararlı ürünler satan, çalışanlarını haksız yere işten uzaklaştıran, yönettiği kişilere manevi işkence çektiren her kişi ya da şirket anında 'afişe' olabiliyor.
Bireyin kendi değerinin farkına varması, mutlu olmadığı yerde kalmak istememesi, mutlu olmadığı işi yapmamak için her yolu denemesi, çalıştığı yerden emekli olmayı tercih etmemesi de 'insanla ilgili' konuların özellikle de "Yetenek Yönetimi"nin daha çok gündeme gelmesini sağlıyor.
Toksik yönetici ruh sağlığı üzerinde kalıcı hasar bırakıyor
Sistemlerden söz edince elbette pırıltılı cümleler kurmak, başarılı örneklerden söz etmek mümkün. Ama orman yerine tek tek ağaçlara baktığımızda mobbing gibi iş hayatında mutluluğu engelleyen başka kavramlar da önümüze çıkıyor. İşte en yenilerinden biri: Toksik yönetici. Toksik yani zehirli yöneticiler, bu şekilde tanımlanmadan önce de elbette vardı. Bugünkü tek değişiklik bu arkadaşların süslü unvanların yanında "ruhsal" bir unvana da sahip olmaları. Toksik davranışları sıraladığımda bu yazıyı okuyan herkesin kendinden, çalıştığı yöneticilerden bir şeyler bulacağına eminim.
Toksik davranışlar şunlar: Aşırı kıskançlık, iğneleyici sözler, üstünlük vurgusu, öfkelenmek, çalışanları rencide edici yaklaşımlar, aşırı denetim, ağır iş yükü, sınırlı işler ve sınırlı çalışma alanı, sınırlı ast-üst ilişkileri ve formal iş ilişkileri, yetki sınırlılığı ve karar üzerinde söz sahibi olamamak. Bu duygular bireylerin olumsuz duygular beslemesine, işe ve örgüte karşı tepkisel yaklaşımına neden oluyor.
Ne yapsalar taklit ettiğimiz çok gelişmiş ülkelerde şimdilerde "Toksik Yönetici Sendromu"ndan bolca söz ediliyor. Ekiplerinin ruh sağlığı üzerinde kalıcı hasarlara neden olan toksik yöneticilerin aslında niyeti iyi, "hedefe ulaşmak". Kötü olan ise o hedefe ulaşmak için ortalığı kan revan içinde bırakmaktan çekinmemeleri. İnsanların işlerinden değil, yöneticilerinden ayrıldığını bilirsiniz. Günün en verimli, en güzel saatlerini sürekli azarlanarak, aşağılanarak, denetim altında, özgüvenini yitirerek geçirmek herkesin harcı olamaz. Buradan hareketle toksik yöneticilerin cirit attığı toksik organizasyonlarda görülen en yaygın hastalığın eleman dönüşüm oranı yani "Turnover" olduğunu söyleyebiliriz. Toksik kurum kültürünün yerleşik olduğu bu yapılarda karar alma mekanizmasının zayıf, iş memnuniyetsizliğinin yüksek, verimliliğin düşük, iç iletişimin neredeyse 'yok' olduğunu da ekleyelim.
Son olarak yöneticinizin "Toksik" olup olmadığını kontrol etmeniz için bir test yapacağım. Aşağıdakilerden tümüne evet diyorsanız akıl ve ruh sağlığınız açısından o mekanı terk etmenizin zamanı gelmiş demektir:
- Yöneticinizin bir dediği diğerini tutmuyor mu?
- Yöneticiniz provokasyonlara karşı koyamayıp, duygusal tepkiler veriyor mu?
- Yöneticiniz ben merkezli davranıyor mu?
- Yöneticiniz ürünlerin ya da kişilerin gelişimi konusunda uzun dönemli planlar yapamıyor mu?
- Yöneticiniz sıklıkla huzursuz davranıyor, kolaca sıkılıyor, dikkatini toplayamıyor mu?
- Yöneticiniz duygularını kontrol edemiyor, bağırıp çağırıyor mu?
- Yöneticiniz yeteneğe çok az önem veriyor ve yetenek geliştirmeye yönelik çaba sarf etmiyor mu?