
Muammer Bozkurt
Yıldız Teknik Üniversitesi
Sanat ve Tasarım Fakültesi
Öğretim Üyesi
mbozkurt.istanbul@yahoo.com
Plastik sanatların son beş yüz yılına damgasını vuran anlayıştır manzara resimleri.... Rönesans döneminden günümüze farklı evreler geçirerek sanatın vazgeçilmez dillerinden biri oldu. On beşinci yüzyılın derin mistik manzaralarından on yedinici yüzyıl figürlerinin sosyal statü, sahip olma, zenginlik gösterilerine fon oldu. Ardından on dokuzuncu yüzyılın neşeli kır partilerine, Avrupa şehirlerinin soğuk sisli günlerine, oradan yirminci yüzyılın minimal anlayışına dek farklı biçimlerde karşımızda hep manzara resimleri oldu. İşte bu yapıyı farklı bir biçimde günümüze taşıyan bir sergi İstanbul Siemens Sanat Galeri'de açıldı. "Görünmez Manzaralar" adlı sergi bu açıdan izlenmeye değer.
Küratör Marcus Graf serginin alt metnini 'manzara' temasından yola çıkarak hazırlamış. Sergide yer alan çalışmaların, insanoğlunun dünyaya hakim olması ile birlikte doğanın yalnızlığa itilmesi üzerine yaratılmış akıl manzaraları olduğunu söylüyor.
Graf'a göre şehirlerde yaşayan bizler, doğanın güzelliğini sadece ondan ayrı kaldığımız zaman görebiliyoruz Bugün bir paradoks ile karşı karşıyayız; doğayı tahrip ederek bozulmamış manzaraları şehir manzaraları haline getiren modern insan, romantik yaradılışından ötürü, gerçek ve sanal dünyanın bir karışımını yaratarak doğaya yakınlaşmak, ona geri dönmek istiyor. Görüntü üreten endüstriler, içinde zihinlerin bir kaçış noktası bulduğu, cenneti - gerçekleşemeyecek bir rüyanın yansımasını - anımsatan el değmemiş bir tabiat bulabilmek için yapay manzaralar yaratıyor.
Farklı yaklaşımları bir araya getiren ve bu sergide buluşan beş sanatçı; Ahmet Albayrak, Turan Aksoy, Motoko Dobashi, Holger Schulz ve Koray Kantarcıoğlu sanatın en bilindik başlıklarından biri olan manzarayı, günümüz sanat ortamına taşıyorlar oradan güncel formlara ve kavramlara dönüştürüyorlar¢¯¿½¦
Bu sergi için Marcus Graf'ın metnine bir şeyler daha eklemek gerekiyor.
Birincisi bu sergiye davet edilen sanatçılardan üçü Türk, diğer ikisi ise Alman ve Japon. Sanatçıların ortak yanı 'manzara' temasını minimalize ederek yansıtmış olmaları. Bu da geçmiş dönemlerde birçok önemli etkinlikte gördüğümüz 'tema' ve sonuç karmaşıklığını ortadan kaldırıyor ve sergiyi bütün olarak doğru yere oturtuyor.
Onun dışındaki farklılığı resimlerde görebiliyoruz. Motoko Dobashi Japon enstamplarının duyarlı minimal çizgilerini İstanbul manzaraları ile oldukça etkili birleştirmiş. Hemen ardından Alman sanatçı Holger Schulz'un birbirini tamamlayan küçük tuval yüzeylerde nerdeyese yok olmuş doğa manzaraları ile Turan Aksoy'un yine küçük yüzeylerde oluşturduğu hem bu dünyada olan hem de burada olmayan gerçeküstü blok mekanlarına doğru yol alabilirsiniz. Ardından Koray Kantarcıoğlu'nun video ekranında bütünüyle minimalize olan çizgisel görüntülerine kontras oluşturan seslerle düzenlediği enstalasyonu yelpazeyi tamamlıyor.
Günümüze dek kültleşen kanıksanmış, kiçleşmiş 'manzara' temasının bugünün dünyasında yeniden ele alınması ortaya heyecanlı bir sonuç çıkarıyor. Sergi 27 Haziran 2006 tarihine dek haftanın yedi günü 10:00-19:00 saatleri arasında gezilebilir.